Geri Git   bordomavi.net | Forum > bmn | SOSYAL > Ganita
Ana Sayfa Üye Ol SSS Üye Listesi Takvim Forumları Okunmuş Say

Ganita Kültür, Sanat ve Eğlence Bölümü...

Yanıt
 
Konu Araçları
Eski 16-04-2006, 13:53   #101
keramiya
 
keramiya'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 15-04-06
Yer: Kocaeli
Mesajlar: 288
keramiya itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



INSANLIGA HITABE


Gürültü ve patirtinin ortasinda sükunetle dolas.Sessizligin içinde huzur buldugunu unutma.Baska türlü davranmak açikça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalis,sana bir kötülük yapildiginda verebilecegin en iyi karsilik unutmak olsun..Bagisla ve unut;AMA KIMSEYE TESLIM OLMA;içten ol..Telassiz,kisa ve açik seçik konus,baskalarina da kulak ver.Aptal ve cahil olduklari zaman bile dinle onlari,çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardir..


Yalniz planlarinin degil,basarilarinin da tadini çikarmaya çalis.NE kadar küçük olursa olsun isinle ilgilen.Haytattaki dayanagin odur.Sevecegin bir is seçersen yasaminda bir an bile çalismis ve yorulmus olmazsin.Isini öyle seveceksin ki basarilarin yüregini ve bedenini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar baslatmis olacaksin.Oldugun gibi görün,sevmedigin zaman sever gibi yapma,çevrene önerilerde bulun ama hükmetme.Insanlari yargilarsan onlari sevmeye zamanin kalmaz ve unutmaki insankigin yüzyillardir ögrendikleri,sonsuz uzunluktaki bir kumsaldaki tek bir kum taneceginden fazla degildir...


Aska burun kivirma sakin;O çöl ortasinda yemyesil bir bahçedir.O bahçeye layik bir bahçivan olabilmek için her bitkinin sürekli bakima ihtiyaci oldugunu unutma..


Kaybetmeyi ahlaksiz bir kazanca tercih et.Ilkinin acisini bir an,ötekinin vicdan azabini bir ömür çekersin.Bazi idealler o kadar degerlidir ki,o yolda maglup olman bile zafer sayilir.Bu dünyada birakacagin en büyük miras dürüstlüktür...


Yillarin geçmesine öfkelenme,gençligine yakisan seyleri gülümseyerek teslim et geçmise,yapamayacagin seylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme.Rüzgarin yönünü degistiremedigin zaman yelkenlerini rüzgara göre ayarla;çünkü dünya karsilastigin firtinalarla degil;gemiyi limana getirip getiremediginle ilgilenir.Ara sira isyana yönelecek gibi olsan bile,hatirla ki;evreni yargilamak imkansizdir,onun için kavgalarini sürdürürken bile kendinle baris içinde ol ve hatirlar misin dogdugun zamanlari;sen aglarken herkes sevinçle gülüsüyordu,öyle bir ömür geçir ki,herkes aglasin öldügünde,sen mutlulukla gülümse,sabirli,sevecen,erdemli ol.Eninde sonunda bütün servetin sensin...


Görmeye çalis ki,bütün pisligine ve kallesligine ragmen dünya yinede insanoglunun biricik güzel mekanidir...

(XSENTUS I.Ö.9.YY)
keramiya çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-04-2006, 15:43   #102
Recep Çaltepe

 
Kayıt Tarihi: 01-06-04
Yaş: 31
Yer: İstanbul
Mesajlar: 3.180
Recep Çaltepe is on a distinguished road
Varsayılan

Imparatorun Dersi<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />



Bir zamanlar, Uzak Dogu'da, artik yaslandigini ve yerine geçecek birini seçmesi gerektigini düsünen bir imparator varmis. Yardimcilarindan ya da çocuklarindan birini seçmek yerine; kendi yerine geçecek kisiyi degisik bir yolla seçmeye karar vermis. Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri çagirmis ve:

"Artik tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim." demis.

Gençler sasirmislar, ancak o sürdürmüs:
"Bugün hepinize birer tohum verecegim. Bir tek tohum... Ama bu çok özel bir tohum. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayip büyütmenizi istiyorum. Tam bir yil sonra büyüttügünüz o tohumla buraya geleceksiniz. Sizi, yetistirdiginiz o tohuma göre degerlendirip, birinizi imparator seçecegim."

Saraya çagirilan gençlerin arasinda Ling adinda biri de varmis.
O da digerleri gibi tohumunu almis...
Evine gidip heyecanla olayi annesine anlatmis.
Annesi bir saksi ve biraz toprak bulup, onun tohumu ekmesine yardim etmis. Sonra birlikte dikkatlice sulamislar. Her gün sulayip büyümesini bekliyorlarmis.

Yeterince zaman geçtikten sonra diger gençler tohumlarinin ne kadar büyüdügünü anlatirken, Ling hayal kirikligi içinde, kendi tohumunda hiçbir degisiklik olmadigini görüyormus.

Üç hafta, dört hafta,bes hafta geçmis... Hâlâ hiçbir gelisme yokmus. Digerleri yetisen bitkilerinden söz ederken Ling çok üzülüyormus. Imparatorun onu beceriksiz sanmasindan çok endiseleniyormus. Arkadaslarina da hiçbir sey diyemiyor, sabirla bekliyormus.

Sonunda bir yil bitmis ve gençlerin yetistirdikleri bitkileri imparatorun huzuruna götürecekleri gün gelip çatmis.
Ling, annesine bos saksiyi götüremeyecegini söyleyince, annesi ona cesaret verip; saksisini götürüp dürüst bir sekilde olanlari imparatora anlatmasini istemis. Ling, pek istemese de, annesinin sözünü tutmus ve bos saksiyla saraya gitmis.

Saraya varinca arkadaslarinin yetistirdigi bitkilerin güzellikleri karsisinda sasirmis.

Sonra imparator gelmis ve tüm gençleri selamlamis. Ling, arkalarda bir yerlere saklanmaya çalisiyormus.
"Ne büyük bitkiler, çiçekler ve agaçlar yetistirmissiniz. Bugün biriniz imparator olacak." demis imparator.

Aniden arkada elinde bos saksisiyla Ling'i fark etmis. Hemen muhafizlarina onu öne getirmelerini emretmis. Ling çok korkmus. "Sanirim beceriksizligimden dolayi beni öldürtecek."

Ling öne geldiginde imparator adini sormus.
"Adim Ling." demis.

Diger gençler gülüsüp onunla alay etmeye baslamislar. Imparator onlari susturmus. Ling'e ve elindeki saksiya dikkatle bakip kalabaliga dogru dönmüs.
"Yeni imparatorunuzu selamlayin. Adi Ling!" demis.

Ling inanamamis. Çünkü tohumunu yesertememis bile, nasil imparator olurmus?...

Imparator devam etmis:
"Bir yil önce burada herkese bir tohum verdim. Siz ekip, sulayip bir yil sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamis tohum vermistim. Asla büyüyemeyecek olan... Ling'in disinda herkes agaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdi; çünkü tohumun büyümedigini fark edince hepiniz onu bir baska tohumla degistirdiniz. Sadece Ling içinde benim verdigim tohum olan bos saksiyi getirme cesaret ve dürüstlügünü gösterdi. Beklentisi gerçeklesmeyince umutsuzluga kapilsa da, dürüstlügünden vazgeçmedi...
Onun için yeni imparatorunuz o olacak
!"
Recep Çaltepe şu anda çevrimiçi   Alıntı İle Yanıtla
Eski 20-04-2006, 15:56   #103
Recep Çaltepe

 
Kayıt Tarihi: 01-06-04
Yaş: 31
Yer: İstanbul
Mesajlar: 3.180
Recep Çaltepe is on a distinguished road
Varsayılan

Japonya'da bir cocuk 10
yaslarindayken bir trafik kazasi gecirmis ve sol
kolunu kaybetmis. Oysa
cocugun buyuk bir ideali varmis . Buyuyunce iyi bir
judo ustasi olmak istiyormus. Sol kolunu kaybetmekle
birlikte, bu hayali de yikilan cocugunun buyuk
bir
depresyona girdigini goren babasi, Japonya'nin unlu
bir Judo ustasina gidip yapilacak bir seyin olup
olmadigini sormus..

Hoca:

- Getir cocugu ..bir bakalim, demis.

Ertesi gun baba-ogul varmislar hocanin yanina..
Hoca cocugu suzmus ve

-Tamam demis..yarin esyalarini getir, calismalara
basliyoruz.

Ertesi gun cocuk geldiginde hocasi ona bir hareket
gostermis ve bu
hareketi calis demis.
cocuk bir hafta ayni hareketi calismis.. Sonra
hocasinin yanina gitmis.
"Bu hareketi ogrendim baska hareket gostermeyecek
misiniz?" diye

sormus.Hocanin cevabi:

-calismaya devam et olmus...

2 ay,3 ay,6 ay derken cocuk okuldaki bir yilini
doldurmus.. cocuk bu bir
yil boyunca hep o ayni hareketi tekrarlamis. .Hocanin
yanina tekrar
gitmis:

Hocam bir yildir ayni hareketi yapiyorum bana baska
hareket gostermeyecek
misiniz?

-Sen ayni hareketi calis oglum . Zamani gelince yeni
harekete geceriz..

2 yil ,3 yil, 5 yil derken cocuk judodaki 10. yilini
doldurmus.Bir gun
hocasi yanina gelip. ."Hazir ol ! " demis.. "Seni
buyuk turnuvaya
yazdirdim.Yarin maca cikacaksin!"..Delikanli sok
olmus..
Hem sol kolu yok
hem de judo da bildigi tek hareket var. .unlu
judocularin katildigi
turnuvada hicbir sansinin olmayacagi dusunmus ; ama
hocasina saygisindan
ses cikarmamis. .
Turnuvanin ilk gunu delikanli ilk musabakasina
cikmis. Rakibine bildigi
tek hareketi yapmis ve kazanmis. Derken..ikinci
,ucuncu mac....ceyrek,
yari final ve final...Finalde delikanlinin karsisina
ulkenin son on yilin
yenilmeyen sampiyonu cikmis. .Tam bir ustat delikanli
dayanamayip hocasini
yanina kosmus..

-Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime
bir bakin hele.. Bende
ise bir kol eksik ve bildigim tekbir hareket var..bu

kadar bana yeter..
bari cikip ta rezil olmayayim izin verin turnuvadan
cekileyim..

-Olmaz demis hocasi. Kendine guven,cik
dovus.Yenilirsen de namusunla yenil.

caresiz cikmis musabakaya. Mac baslamis.Delikanli
yine bildigi o tek
hareketi yapmis ve tak.!Yenmis rakibini sampiyon
olmus. Kupayi aldiktan
sonra hocasinin yanina kosmus:

-Hocam nasil oldu bu is? Benim bir kolum yok ve
bildigim tek bir hareket
var. Nasil oldu da ben kazandim.?

-Bak oglum 10 yildir o hareketi calisiyordun. O kadar
cok calistin ki ,
artik yeryuzunde o hareketi senden daha iyi yapan hic
kimse yok. Bu
bir,
ikincisi de o hareketin tek bir karsi hareketi
vardir. Onun icin de
rakibinin senin sol kolundan tutmasi gerekir.!

Bunu anlatan dostumuz bir de sunu ekledi:
Insanlarin eksiklikleri bazen , ayni zamanda en guclu
taraflari olabilir:
Mma yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin..!!!<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" />
Recep Çaltepe şu anda çevrimiçi   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:26   #104
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



Bir yumruk düsünün?


Simsiki bir yumruk.


Parmaklar kapali, tirnaklar neredeyse avuçlara batiyor.


Simdi bir de açik bir avuç, serbest birakilmis bir el düsünün...


Parmaklar hafifçe kivrik, avuç gözüküyor.


Hangisi alabilir?


Yumruk mu, açik el mi?


Hangisi almaya uygun? Hangisi tutabilir, hangisi yakalayabilir?


Tabii ki avcu açik el degil mi.


Yumruk, yumruk atabilir; olmadi itebilir.


Almak, tutmak, yakalamak için açik olmak gerekir.


Bir avuç gibi açik olmak gerekir. Oysa bakiyorum da hep yumruk gibiyiz.


Kendime de bakiyorum...


Bunca görüp geçirmisligime, yasima basima ragmen; ruhumun sivri yanlarini bir yandan ben bir yandan hayat bunca törpülemisken bile bana ruhun en kolay hangi sekli aliyor diye sorsaniz...


Yumruk gibi oluyorum, derim; çok sert biçimde kapaniyorum, kapatiyorum kendimi.


Bir tür savunma, kavgaya hazirlik hali...


Bir tür içe dogru büzülme ve sürekli gücünü parmaklarinin üzerinde sinama çabasi sanki...


Ama rüzgâri bile hissedebilmek mümkün degil böyle!



Biliyorum, çogumuz çok verdiginden fakat hiç alamadigindan yakinir.


Ama hayat duruslarina bir bakin! Yumruk gibi simsiki kapali ve kaskatidirlar.


Almak için de vermek için yumrugumuzu açmamiz gerekiyor.


Ve gariptir, dua ederken ellerimize verdigimiz biçim bile "uyandirmiyor" bizi, aklimizi basimiza getirmiyor...



Hayat bizi sevsin, sevindirsin istiyoruz.


Tamam, bütün hosluklarin "kapanin elinde kaldigi" duygusu uyandiran bu sosyal düzende kolay olmuyor tabii...


Sevilmek için sevenlerin; duygularina piyasa reytingi kazandirma pesindekilerin bireysel düzeninde hiç kolay degil, tamam!


Peki biz hayati seviyor, sevindiriyor muyuz? Bir de onu sormak gerek.


Bir avuç gibi açik miyiz, yoksa bir yumruk gibi hem öfkeli hem de sakingan miyiz?


Hani o Çin atasözü var ya, biraz santimantal sapirtisi ve yaldizi fazla ama söylediginde hakikat var: "Yüreginde yesil bir dal saklarsan, sarki söylemeye bir kus gelecektir."


Biz hem kus gelsin istiyoruz, hem debirakin dali, küçücük filizleri bile kirip atiyoruz?



Hasmet Babaoglu
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:28   #105
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



Ben bir sey yapmadim...


ben büyüktüm. yagmurlar yagdim, ormanlar geçtim. anka gördüm, uçtum. kaf'ta bir gece kaldim, agladim. anahtarimi attim içime, açilmam ki.


ask öldüm, hüzün dogdum, sevinç düsürdüm. ölüme gebeyim, erken dogumum andir. jilet yedim, ekmek tükürdüm, su kustum.


ben bir sey yapmadim. yasami çok sisirdiler, biraz fisalttim.


hayata tuglalar kurdum, çimentodan çaldim. renk renk boyandim. kat kat açildim. renksizligimi buldum. anne oldum, baba oldum. direk oldum, saçim süpürge oldu.


kanim seyrek akar benim. çöl geçtim, günes içtim. döndüm ben geldim. delik oldum, hayat geçti içimden. ben bir sey yapmadIm. o yirtti kondomunu, içime akti.


biçak oldum. dayandilar bana, kestim. ölümün salakligini onayladim. tescilli bir cinliyim simdi. beynim defolu, zürriyetim fabrika çikisli. ölümümü hizlandirdim, heyecan yaptim. ben hep arda kaldim. ben büyüktüm.


kasirga da oldum, sel götürdüm, yangin yaktim. ben uzaklardan koptum. halatim içimden asili.


ben bir sey yapmadim. yagmur yagdi, yikandim.


dogayi ben bozdum. insani büyüttüm, adam ettim. b.k ettim. agaç da kestim, fidan da diktim. Simdi ben ne oldum. harem yedim, hadim içtim. yalnizligin uzagindan geldim. selam söyledim. oy attim, zarf yaladim. aferin bana, Ülkemi kurtardim. ö küz oldum, s igir oldum, e ssek oldum. sehir bombalandi. agir yaralandi. ben büyüktüm. ben sikildim. ben küstüm. açtim kutumu, girdim içeri.


ben bir sey yapmadim. hayat geldi, yasadim.


Ali Bozdemir
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:29   #106
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



bu da bir baskasi:


Bir Hint masalina göre, kedi korkusundan devamli endise içinde yasayan bir fare vardir. Büyücünün biri fareye acir ve onu bir kediye dönüstürür


Fare,kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu kez de k öpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürür.


Kaplan olan fare,sevinecegi yerde avcidan korkmaya baslar.


Büyücü bakar ki, neyaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski halinedöndürür. Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüregi var.O yüzden ben sana yardim edemem."



Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor:


"insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için sevmekten korkuyor.


Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için.


Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korkttugu için.


Yaslanmaktan korkuyor, gençligin kiymetini bilmedigi için.


Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir sey vermedigi için.


Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için."
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:30   #107
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



ZIHINSEL GUC



Iki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar verirler. Piknik yerine vardiklarinda anne yemegi hazirlarken, çocuklar babalariyla birlikte yürüyüse çikar. Uzun bir yürüyüsten sonra oldukça yorulan küçük çocuk yalvarircasina bakan gözlerle, "Babacigim çok yoruldum. Lütfen beni kucaginda tasir misin?" der.


Baba; "Ben de yorgunum oglum"' der demez çocuk aglamaya baslar. Baba tek kelime etmeden agaçtan bir dal keser. Dali biçakla biçimlendirip,çocuga zarar vermeyecek biçimde yontar. Sonra dali ogluna verir."Al oglum, sana güzel bir at" der.


Çocuk sevinçle dal parçasindan yontulmus ata biner ve siçrayarak, ata vurarak annesinin yanina dogru gitmeye baslar. Babasini ve ablasini geride birakmistir bile...



Baba gülerek kizina: "Iste yasam budur kizim. Bazen zihnen ya da bedenen kendini çok yorgun hissedeceksin. Iste o zaman kendine degnekten bir at bul ve nese ile yoluna devam et. Bu at bir arkadas, bir sarki, bir çiçek, bir
siir yada bir çocugun tebessümü olabilir."



Degnekten atiniz hiç eksik olmasin renkdaslar...
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:31   #108
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



BALIK'TAN FELSEFE..



Bir laboratuvarda deney yapiliyor. Içinde bir büyük ve çokça küçük baligin oldugu kocaman bir akvaryum konuyor.Haliyle, büyük olan aciktikça küçükleri yiyor...
Daha sonra akvaryumun ortasina dikey bir cam yerlestiriliyor böylece akvaryum ikiye ayriliyor.
Büyük balik bir tarafa küçük baliklar da diger tarafa yerlestiriliyor.



Büyük balik cam bölmeyi geçmek ve küçük baliklari yemek için defalarca deneme yapiyor. Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda büyük balik artik diger tarafa geçmek için mücadele etmeyi birakiyor.



Deneyin sonunda cam bölme kaldiriliyor. O da ne!!! Büyük balik küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmiyor. Saatler geçtigi halde onlari yemedigi görülüyor.



Buna psikolojide "Ögrenilmis Güçsüzlük" deniyor.



Istatistiklere göre bir çocuk ergenlik yasina gelinceye kadar ortalama 148.000 defa anne babasinin, "yapma; elleme, dokunma," gibi sözlerini duyuyormus. Böyle olunca da çocukta büyüyünce "yapamama", "edememe" özellikleri gelisiyor ve özgüvenini yitiriyormus.
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:33   #109
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



sevgili renkdaslar, kösem için yazdigim bir yaziyi buraya kopyaliyorum izninizle...



<B style="mso-bidi-font-weight: normal">KALITELI OLMAK<?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><?AMESPACE PREFIX = O /><O:P></O:P>[/B]
<O:P></O:P>
<O:P></O:P>
Kaliteli olmak? Herkesin dilindedir bu laf, dilindedir de nedir bu kaliteli olmak? Ya da ben ne anliyorum bundan? Ama katilirsiniz ama katilmazsiniz; ben size ne anladigimi aktarayim isterseniz sevgili dostlarim. Gerisi sizin bileceginiz is?
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? sabah evinizden çikarken ailenizin arkanizdan hayir duasi etmesidir.[/B] Evet dostlar, hayat dedigimiz sey o kadar kisa ki; sevdiklerimiz elimizden yitip gittiginde ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">ah keske onu bu kadar üzmeseydim, bir hayir duasini alsaydim[/I]? demek birçok sey için geç kaldigimizi vurur suratimiza. O yüzden bizi seven insanlarin kiymetini onlarin sagliklarinda bilmek lazim. Bunu yaparsak zaten onlarin hayir duasini da almis oluruz.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? komsulariniza hasta olduklarinda bir çorba isitacak kadar yakin; evlerine kaçta girip kaçta çiktiklariyla, evlerine kimin geldigiyle ilgilenmeyecek kadar da mesafeli olmaktir.[/B] Birçogumuz komsularimiza iyilik yapmanin, onlarin özel hayatlarinin en kuytu yerlerine kadar bilmemize ve yine onlarin özel hayatlarina müdahale etmemize hak sagladigini düsünür. En azindan benim komsularim böyle. Hani deriz ya, ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">su ecnebilerde çok soguk[/I]? diye. Biz de ?<B style="mso-bidi-font-weight: normal">sicak[/B]? olmakla ?<B style="mso-bidi-font-weight: normal">saygisiz[/B]? olmayi birbirine karistirir dururuz.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? bir dostunuzla iyi iken sizinle paylastigi seyleri, günün birinde dargin düstügünüzde saklamayi bilmektir.[/B] Maalesef her gün televizyonlarda görüyoruz, gazetelerde okuyoruz. Çok uzaklara gitmeyelim; komsularimiz, akrabalarimiz arasinda da taniklik ettiklerimiz oluyordur. Bir zamanlar canciger arkadas, dost olan kisiler; olasi darginliklarinda bildikleri bütün seyleri yaymaktan hiç çekinmiyorlar. Bu ne kadar igrenç bir davranistir böyle?
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? irk, din, dil, cinsiyet, cinsel tercih, renk (daha o kadar kavram eklenebilir ki buraya) ayrimi yapmaksizin insanlara önyargisiz bakabilmektir.[/B] Çevremizde gördügümüz bizden farkli durumdaki insanlari, o halleriyle kabul etmeyi ögrendigimizde birçok sorunun da üstesinden gelebilecegimiz gün gibi asikârdir. Insanlari siniflandiran bizler degil miyiz? Onlara bir firsat vermeden, kaliplara sokan da biz degil miyiz? O zaman sorun kabul ettigimiz seyleri yaratan da bizleriz.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? üstünüz basinizin ?marka? giysilerle kusanmis olmasi degildir.[/B] Kiçinizdaki kotun ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">dizel[/I]? ya da ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">kursunsuz[/I]? olmasi sizin kalitenize bir sey katmaz. Ya da ceketinizin ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">pierre cardin[/I]? yerine ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">ömer usta-mardin[/I]? olmasi degerinizi düsürmez. Mesele yüreginizin çapi ile alakalidir aslinda. Oraya kaç kisi sigdirabildiginizle iliskilidir. Iç dünyaniz kötü ise, bu durumu bir yere kadar giysilerle, süslerle örtebilirsiniz. Bir yerden sonra ise hiç biri gizleyemez sizin degerinizi ya da degersizliginizi.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? her yeni ögrendigi bilgi yüzünden (daha 1 gün önce kendisinin de bilmedigini unutarak) o bilgiyi bilmeyenlere karsi yukardan bakmamaktir.[/B] Hepimizin bildigi üzere bilginin sonu yok. Her gün yeni bir sey ögreniyoruz. Ama bu bilgilerden önce ögrenecegimiz ilk sey alçakgönüllülük olmalidir. Mütevaziligi kavrayamamis bir kisi ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">ayakli ansiklopedi[/I]? olsa bile toplumda pek de sevilen bir kisi olmaz. Bunun yaninda alçakgönüllü olacagim diye de, ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">cahil[/I]?in karsisinda susmak da olmaz. Kaliteli insan bu dengeyi de ayarlayabilen insandir zaten.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? yüreginde nefret tohumlari yerine, sevgi çiçekleri barindirabilmek ve bunu yaparken de bir karsilik beklememektir. [/B]Insanlar için sevmek, nefret etmekten daha zor olabilir. Hele ki sevgiyi ifade ettiginizde ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">light[/I]?, nefreti ifade ettiginizde ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">reis[/I]? olarak nitelendirildiginiz bir toplumda yasiyorsaniz bu durum hakikaten zordur. Ama zor olan her sey güzeldir de. O yüzden zor olani seçip sevmeliyiz birbirimizi. Futbolu çok seven birisi olarak benim taraftarlik tanimimda bu dogrultudadir: ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">kaliteli taraftarlik diger takimlardan nefret etmek degil; kendi takimina sevgi beslemektir?[/I]?
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? bir yarisi, bir mücadeleyi kaybettiginde, kazanani alkislamayi bilmektir.[/B] Bu hayatin her alaninda geçerlidir, sadece sporla sinirlamamak lazim. Yani hayatin kendisi zaten bir yaristir, bu yarista gerisinde kaldigimiz kisileri tebrik etmeyi bilmeliyiz. Ve önüne geçtigimiz kisileri de hor görmemeyi tabi ki.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? insanlarin arasini düzeltmek için ugrasmaktir.[/B] Dünya ahalisi olarak giderek birbirimizin kuyusunu kazmaya merak saldigimiz, insanlarin kavgalarini izlemekten zevk aldigimiz su günlerde asil yapilacak isin insanlarin küskün olduklari kisilerle arasini düzeltmek oldugunu nasil da gözden kaçiriyoruz? Biz; hakaret isitmekten, kavga seyretmekten haz alan bir toplum degildik, neden bu hale geldik bilmiyorum. Sadece çocuklar için çok üzülüyorum.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? karsindaki insana güvenmektir.[/B] Son zamanlarda canimi sikan seylerden birisi de insanlarda güven duygusunun kalmamasi. Bu duygunun olmadigi yerde yasamak çok aci veriyor bana. Dostlarima her zaman söyledigim bir sey var: ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">Karsinizdaki kisilere güvenin. Belki bu kosulsuz güveniniz sizin çogu kisiden kazik yemenize sebep olabilir. Ama aslinda kaybeden siz olmuyorsunuzdur. Çünkü birbirine güvenmekten bu kadar korkan bir toplumda, sizin gibi herkese güvenen birisinin güvenini bosa çikarmak, o kisinin kaybi olur. Neticede güveninizi esirgemediginiz kisiler içerisinden bir tane ?düzgün? insan çikti mi, (digerlerinin hepsi ?menfaatçi? olsa bile) bütün hepsine bedeldir, unutmayin.[/I]?
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? hosgörülü olmaktir.[/B] Herkesin bir insan oldugunu, herkesin hatalar yapabilecegini aklimizdan çikarmamak gerekir. Bir kimsenin karsisindakini affetmemesi için (kaldi ki affetmek kavrami bile insana has bir kavram degildir bence), kendisinin insanüstü bir yaratik olmasi gereklidir bence. Çünkü eger o da insansa onun da hatalari, kusurlari olmustur ve her an yenilerinin olmasi da muhtemeldir.
<O:P></O:P>
<B style="mso-bidi-font-weight: normal">Kaliteli olmak? gördügümüz bir haksizlik karsisinda, haksizligin bize yapilip yapilmadigina bakmaksizin ortada bir haksizlik oldugunu söyleyebilmektir. [/B]Maalesef artik sadece ucu bize dokunan yanlisliklarda sesimizi çikarir olduk Böyle olunca da, haklinin sesi hep ?<I style="mso-bidi-font-style: normal">ciliz[/I]? kaliyor ve hep haksizlar kazaniyor.
<O:P></O:P>
Sevgili dostlarim daha o kadar çok sey ekleyebilirim ki bu satirlara. Ama sanirim bu kadarini bile yapabilsek baya bir yol kat etmis oluruz. Sevgilerimle?
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:54   #110
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan

Asagidaki imzasiz mektubu bir ögretmen internetten gönderdi.


Istanbul'da modern bir alisveris merkezine 5 dakika mesafedeki gecekondu mahallesinde 3 yildir lise ögretmenligi yapiyor. Internetten gelen mesajlar konusunda temkinli olmaya çalissam da mektupta anlatilanlarin son bir haftada yasananlara benzerligi nedeniyle, sizlerle paylasmak istedim:


"Biliyor musunuz,?
bu yil lise 1. sinifta okuma yazma bilmeyen bir ögrenci var. Çarpim tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlariyla çarpma ya da bölme islemi yaparken bile hesap
makinesi kullaniyorlar. 1000 ögrenciden kütüphaneye üye olanlarin sayisi 7...


ögrenci tanima formlarindaki 'çaldiginiz müzik alet(ler)i' bölümüne 'radyo, teyp, walkmen' yazan çok sayida ögrenci var.


Bir ögrenci okula satir getirmekten uzaklastirma cezasi aldi. Okulda çikan kavgada bir ögrencimin boynu döner biçagiyla kesildi; 28 dikis atildi. Derste sikinti yarattigi için ögretmeni tarafindan cezalandirilan ögrencinin asiret olan ailesi okulu basti.
Kisin aksam 5'ten sonra kimse sokakta yalniz yürümüyor.


Biliyor musunuz,?
ögrencilerimizin % 86'sI sigara, % 42'si hap kullaniyor. Okulun etrafinda hap satanlari, okulda hap kullananlari polis biliyor. ögrencilerimizin % 23'Ü ensest iliski magduru... Çogunun ailesinde kan davasi, intihar, bosanma, dayak, kaçma, kaçirma, hapis gibi hikayeler var.


Bir kiz ögrencimizin babasi, çocugundan dayak yedigi için okula sigindi. Sorun çikardigi için müdürün tartakladigi bir ögrenci, mahalleden topladigi tanidiklariyla müdürün odasini basip tehdit savurdu.


Koridorda birbirlerine çarptiklari için kavgaya tutusan 2 kiz ögrencinin aileleri okulun önünde yumruk yumruga dövüstü.


Bazi kiz ögrenciler 100 kontör karsiliginda minibüs soförlerine, hali saha sahiplerine
kendilerini kullandirtiyorlar.


Geçen yil bir anne, kizinin saçinin boyali diye okula çagrildiginda, kizini okula koca
bulmak için gönderdigini, bu nedenle de süslenmesi gerektigini söyledi.


Biliyor musunuz,?
Velilerimizin bir kismi yoksulluktan 3-4 aile bir oda-bir salon bir evi paylasiyor. Her ay ögretmenler aramizda para toplayip bir ögrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri
aliyoruz. Maddi durumu iyi olan sayili velilerden biri (notlarinin hemen hepsi zayif olan çocugunun sinif geçmesi sartiyla), akan damimizi onardi. Kapanis töreninde bayilan bir ögrencinin 2 gündür hiçbir sey yemedigini ögrendik. ögrencilerimizin % 60'I sagliksiz beslenmeden dolayi hasta, ancak % 90'inda son model, kamerali cep telefonu var.


Biliyor musunuz,?
veliler toplantilara 'ocakta yemeklerini birakarak', ayakkabilarinin topuguna basarak, mantolarini omuzlarina atarak geliyorlar. Çogu ögretmene nasil hitap edilecegini bilmiyor ('Güzelim hanim kizim,sen, hocaaaaa,
ablasi...) Sakalli, salvarli, cüppeli bir veli yalnizca erkek ögretmenlerle görüsüyor


Biliyor musunuz,?
her gün büyük bir çaresizlik ve endiseyle ?Acaba bugün ne olacak?? diye basliyorum isime? Ders anlatirken Atatürk?ün gözleriyle karsilasmamaya çalisiyorum. 10 Kasim?larda, 29 Ekim?lerde siir okunurken, marsimizi dinlerken agladigimda herkes günün anlamina agladigimi saniyor; oysa çaresizlige agliyorum. ?Muhtaç oldugu kudretin dolastigi asil kan?i uyusturucuyla zehirleyen ögrencilerimi kurtaramiyorum.
Daha fazla yazamiyorum; yazdikça yüregim agirlasiyor.?


Can DÜNDAR
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 28-04-2006, 17:57   #111
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



Alıntı:
sümela61 tarafından yazılan


Ders anlatirken Atatürk?ün gözleriyle karsilasmamaya çalisiyorum. 10 Kasim?larda, 29 Ekim?lerde siir okunurken, marsimizi dinlerken agladigimda herkes günün anlamina agladigimi saniyor; oysa çaresizlige agliyorum. ?Muhtaç oldugu kudretin dolastigi asil kan?i uyusturucuyla zehirleyen ögrencilerimi kurtaramiyorum.


Daha fazla yazamiyorum; yazdikça yüregim agirlasiyor.?


en çok da bu bölüm ve mavi renklerle yazdigim o cümle dokundu bana... [img]smileys/smiley19.gif[/img]
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 29-04-2006, 00:43   #112
edaaa
 
Kayıt Tarihi: 01-04-06
Mesajlar: 11
edaaa itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



Korku askin da sevginin de düsmanidir.Size ask bahçesinin dikensiz oldugu söylenmiyor.Elbette ask hüznü de aciyi da barindiriyor.Ama siz o bahçeye girmekten korkarsaniz,sonsuz huzuru asla bulamazsiniz.Askta yasanilabilecek tek korku 'kaybetme korkusu' olmali.Ki o zaten askin olmazsa olmaz kosullarindandir.Kaybetmekten korkmadiginiz birine zaten asik degilsinizdir.


Sevmekten korkmak,yasamaktan korkmaktir.Çünkü sevmek hayatin anlamidir.Anlami olmayan bir hayat,yasanmamis demektir.Kendimizi 'ben iyiyim,herkes kötü' diye kandirmak yerine hemen simdi askin bahçesine dogru ilk adimi atalim.Biraz üzülseniz de biraz aci çekseniz de sonrasi kendiliginden gelir.HAYATTA HIÇBIR SEY KOLAY OLMUYOR KI ,ASK KOLAY OLSUN...
edaaa çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 29-04-2006, 08:12   #113
Muhammet Ali Senocak
 
Muhammet Ali Senocak'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 20-12-05
Yaş: 29
Yer: Bursa
Mesajlar: 444
Muhammet Ali Senocak is an unknown quantity at this point
Varsayılan

Iste OsmanLinin Edepi
Yavuz Sultan Selim Han zamaninda, Iran sahi kiymetli mücevherlerle süslü
bir sandik hediye gönderiyor.
Sandik açiliyor. Içinden çesit çesit degerli taslar, kiymetli atlas,kadife kumaslar çikiyor.Fakat bir de pis bir koku yayiliyor. Dehset bir koku, herkes
burnunu tikiyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisligi çikiyooooor..
Yani Osmanliya acayip bir hakaret! Cihan padisahi emir veriyor, herkes düsünsün, buna ince bir
sekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padisahi yine çözümü kendisi buluyor.
Ayni sekilde degerli mücevher ve kumaslarla süslü bir sandik hazirlatiyor.
Içine o zamanin Osmanli Istanbul'unda imal edilen gül kokulu en nadide
lokumlardan bir kutu hazirlatiyor, en altina da küçük bir pusula ve bir
satir yazi. Gönderiyor. Sah sandigi açiyor. Açtikça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum.
Anlam veremiyorlar tabi. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere
ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayi Sah okuyor: Herkes yediginden ikram eder!
Muhammet Ali Senocak çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 05-05-2006, 11:52   #114
sümela61
 
sümela61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 25-11-05
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 2.004
sümela61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



yine çok hosuma giden bir yazi geldie-postama:





PROF. ÜSTÜN DÖKMENiN ÇOK GÜZEL BiR YORUMU :

"...çocugumuz düsüp kafasini masaya çarpinca biz hemen masayi döveriz, "he masa ehhhh sen niye orada duruyorsun" diye. Çocuk masa orada durmasa kafasini çarpmayacagini sanir ve büyüdükçe yaptigi her hatayi yükleyecek birini veya bir seyi mutlaka bulur."


Malum...

Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160 Kilometrehiz yaptirdilar. Ilk virajda sizlere ömür... Kimin üstüne kaldi? Makinistin.

Mersin'de bayragimiz yakildi, yirtildi. Askere tas attilar, panzere molotof... Memleket ayaga kalkti. Kimin yüzündenmis?......... Iki veled...

Gelene geçene ayran tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydi, Susurluk... Içisleri Bakanligi, MIT, Jitem, generaller, özel tim polisleri, kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, isadamlari... Bin kisi falan yargilandi. Her sey kimin basinin altindan çikmis? Yesil'in.

Deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kisi öldü. Binlerce bina yikildi, on binleri agir hasarli. Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulagindan tutup hapse tiktik? Veli Göçer'i.

Edirne'de bebeler sakir sakir öldü... Hiç utanmadan bisküvi kolilerine koyup, gömdüler.
"Arastirdik, ihmal yok" dediler. Peki neden öldü bu yavrular? Klima'dan... Dikkat isterim, klimaci bile degil, klima.

Rakidan öldük. O gün ile bu gün arasinda ne degisti?...... Kapagin rengi...

Sanal "sorumlumuz" bile var... Yollarda her gün 20 insanimiz heba oluyor. Trafik Canavari'ndan...

Dolar patlarsa? Enflasyon Canavari'ndan...

Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var... Milli takim oynayip yeniliyor. Suçlusu kim? Takima alinmayan Hakan...

Domatesleri Ruslara kakalayamiyoruz...Sinekten...

Deli dana geliyor. Inekten...

Millet hormonlu diye tavuk yemiyor. Erman Toroglu'ndan.

Evleri su basiyor. Yagmurdan.

Ormanlar yaniyor. Sigaradan.

Gemi batiyor. Dalgadan.

Iyi de kardesim, uçak neden düsüyor? Rahmetli pilottan...

Peki bu sartlarda hayatta kalmayi nasil basariyoruz? Allah'tan...
sümela61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 05-05-2006, 15:14   #115
geronimo_61
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan



Güzel Vücutlar Için Zevk,


Güzel Ruhlar Için izdirap Gerektir


Seneca


bu yeterli sanirim
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 05-05-2006, 20:03   #116
keramiya
 
keramiya'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 15-04-06
Yer: Kocaeli
Mesajlar: 288
keramiya itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan

Simdi beni ezenler demek soyumu bilmez,
Bozgunun ardindaki mutlak toyumu bilmez,
Demek beni bilirde deli huymu bilmez,
Çin'de kirkbir çeriyle ihtilal yapan kimdi?
Peki o uslanmaz kan hangi bedende simdi?
Sükür ki bizde ALLAH'im,
'Niçin'i sende ALLAH'im,
Bugünü de kutlu kil,
Gözlerim dünde ALLAH'im
keramiya çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 06-05-2006, 12:44   #117
edaaa
 
Kayıt Tarihi: 01-04-06
Mesajlar: 11
edaaa itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



HIDRELLEZ


Bugün 6 mayis!Bir rivayete göre, Hizir ile Ilyas'in kavusmasi olarak bilinir. Hani bir inanis vardir ya, kul daralmadan Hizir yetismez diye...Iste o kavusmanin gerçeklestigi gün bugündür.


Ilyas kulu ALLLAH'a yalvarirmis hergün, dileklerini, olmasini istedigi seyleri kagitlara yazarmis hep. Ama bir gün çok bunalmis yani bugün(6 mayis). Ve bir denizin kenarina giderek yine yalvarmis Allah'a, neden dualarim kabul olmuyor diye. Hava rüzgarliymis, elinde de herzaman dileklerini yazdigi kagitlari varmis, isyan edecek duruma gelmis ve artik umudu kalmamamiscasina elindeki kagitlari denize atmis, iste o an Allah melegini göndermis yeryüzüne yani Hizir'i. Ve o kagitta yazdigi tüm dilekleri gerçek olmus. O günden sonra da 6 mayis Hizir ile Ilyas'in kavusmasi olarak bilinirmis...


Her 6 mayis günü insanlar dileklerini, olmasini gerçekten istedikleri dileklerini bir kagida yazip, denizi atarlar ve bir daha ki bahara kadar o dilekleri gerçek olurmus...


Kimilerine göre bu bir batil inançtir belki. Ama yine de insanlar dileklerinin gerçeklesmesi için daha nice yollara basvururlar. Aslinda çalismak ve el açip Allah'tan istemek yeterlidir. Çünkü en büyük takdir ALLAH'INDIR!!!
edaaa çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 06-05-2006, 14:11   #118
TSelif
Trabzonspor Kongre Üyesi
 
TSelif'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 02-04-05
Yer: Trabzon
Mesajlar: 16.532
TSelif will become famous soon enough
Varsayılan



SEVDASI BÜYÜK OLMAYANIN EYLEMI DE BÜYÜK OLMAZ
TSelif çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 06-05-2006, 15:21   #119
murat55
 
murat55'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 01-04-06
Yaş: 37
Yer: İstanbul
Mesajlar: 37
murat55 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan

DAL RÜZGARI AFFETSEDE KIRILMIS BIR KERE
murat55 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 06-05-2006, 23:36   #120
edaaa
 
Kayıt Tarihi: 01-04-06
Mesajlar: 11
edaaa itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan

'Gidenler hep bekle beni derler ve kalanlar hep bekleyecegine yemin
ederler"

Her giden ardinda bir bekleyen birakir. Bazen ister bekle beni der,
bazen de bekleme hayatina devam et der. Bu bekleme demenin ardinda bir
beklenme istegi vardir hep...

Ve her kalan yüregindeki acisiyla bekleyecegim der. Dönmeyecegini bile
bile, gelmeyecegini bile bile, sevmeyecegini bile bile. Ve bekler...

Yani basimizdayken fark etmedigimiz bir çok ayrinti takilir hafizalara.
Oysa ne güzelmis yasanilanlar dersiniz. Meger ne çok sevmisim dersiniz.
Ve belki de hiç sevilmediginizi fark edersiniz. En acisi da budur ya
zaten. Sevilmeden sevdiginizi fark ettiginizde beyninizi yer binlerce
soru. Baslarsiniz cevabi besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya.

Ve sorgulama zamani gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir seyi. "Ask
Sorgulanmadan Yasanmalidir."

Baktiginiz her yer "onda" biter. Gördügünüz her sey de "onu" ararsiniz.
<DIV></DIV>
Aynadaki görüntünüzde bir yansima, sokaktaki köse basinda bir
kucaklasmadir "o". Yagan yagmurdur, denizdeki yakamozdur "o", gecelerin ayi,
gündüzlerin günesidir "o"...

Ve son cümleler dökülür artik dilinizden. "O" Mutlu Olsun Yeter.
Diyebileceginiz bir sey kalmamistir çünkü. Tipki yüreginizi sizden aldigi
gibi giderken cümlelerinizi de götürmüstür yaninda.

Sessizlik kalir geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrilik Urgani kalir
boynunuzda "yagli bir ilmek gibi". Sanki biri ha çekti ha çekecek. Durdu
sanirsiniz dünyayi ha batti ha batacak. Ama ne dünya durur nede o ilmek
çekilir. Hayat devam ediyordur ve bu çarkin içinde sizi de bilmediginiz
baska diyarlara sürüklüyordur.

Bitecek sanirsiniz acinizi bitmez. Sadece bir yerlere saklanir
yüreginizde.Bir sarkida, bir siirin içli misralarinda ve belki de bir sözde
kanamaya hazir bir yaradir o artik.

"Sessizligin Içinde Bir Çiglik, Karanligin Içinde Bir Isik, Yürekte
<DIV></DIV>
Kapanmaz Bir Yaradir Artik O"
edaaa çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 09-05-2006, 23:01   #121
edaaa
 
Kayıt Tarihi: 01-04-06
Mesajlar: 11
edaaa itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan



KAPLUMBAGA DIKKAT ET! ANCAK KAFASINI ÇIKARIP RISK ALDIGINDA ILERLEYEBILIR...


James B. CONANT
edaaa çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 10-05-2006, 21:47   #122
ts_fan
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

<H3 style="MARGIN: auto 0in">KENDINE IYI BAK <?:namespace prefix = v ns = "urn:schemas-microsoft-com:vml" />[img]smileys/smiley28.gif[/img]</VTROKE></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></V:F></VLAS></V:PATH><?:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-comfficeffice" /><O:LOCK v:ext="edit" aspectratio="t"></O:LOCK></VHAPE></V:IMAGE></VHAPE><O:P></O:P></H3>


?Kendine iyi bak? bir "veda" degil "elveda" cümlesidir çogu zaman.O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak.Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim.Istesem de istemesem de.Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum.Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.?

?Kendine iyi bak.Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak.Ben olmayacagim.Kendine iyi bak ve beni düsünme.Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik.Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim.Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim.Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum.Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.?

"Kendine iyi bak.Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim.Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben.Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben.Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum.Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."

"Kendine iyi bak" derler ve giderler.Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu.Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir.Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir.Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine ?Kendine Iyi Bak? gözleriyle ayrilirlar.Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar?Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar?

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez ?Kendine Iyi Bak ? derler ve giderler.Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler.Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler.Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler.En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek."Kendine iyi bak" derler ve giderler.Seni suskunluga mahkum edip giderler.Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler.Seni senden alip giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet.Suçlatmaz kendini.Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin.Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin?Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler.Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler.Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.

Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kirildim ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler.Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben.Oysa sen iyisin?Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçsin Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin.Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin."Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.

Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem?Keske döndürebilsek zamani geriye.Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan.Nafile...Ama yine de, gitmesen olmaz mi?Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi?Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi?Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?Bunlarin hepsi yalan mi?Sahiden..., gitmesen olmaz mi?Bitmesek olmaz mi?... <O:P></O:P>


Peki o zaman...Senin istedigin gibi olsun...Öyleyse...Sen de "Kendine Iyi Bak." [img]smileys/smiley19.gif[/img]</V:IMAGE></VHAPE><O:P></O:P>


"Kendine Iyi Bak" derler, kursunu kafana sikip giderler.<O:P></O:P>



Ayse Ozan<O:P></O:P>


Not: http://www.yazgulu.com/seslisiir/kendine_iyibak.php bu linkten dinleyebilirsiniz.Edited by: ts_fan
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 11-05-2006, 18:36   #123
EyüpKILIÇ61
 
EyüpKILIÇ61'in Avatarı
 
Kayıt Tarihi: 11-10-04
Yaş: 26
Yer: Ankara
Mesajlar: 8.276
EyüpKILIÇ61 itibar puanını pasif hale getirdi.
Varsayılan

bizde msn'den çikarken çok kulaniyoruz remix'ini "kendine iyi bakin"=kib...Holbuki ne anlamlari varmis haberimiz yok[img]smileys/smiley1.gif[/img]
EyüpKILIÇ61 çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Eski 19-05-2006, 00:50   #124
ts_fan
Ziyaretçi
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Zamansizlik, aliskanlik ya da kabullenememek aci veriyor sadece.
  Alıntı İle Yanıtla
Eski 19-05-2006, 01:00   #125
Barış
 
Kayıt Tarihi: 21-10-04
Yaş: 27
Yer: Trabzon
Mesajlar: 4.220
Barış is on a distinguished road
Varsayılan



Insanlar çikarlari söz konusu oldugunda daha iyisavasir.


Napolyon
Barış çevrimdışı   Alıntı İle Yanıtla
Yanıt


Bu Konuyu 1 Aktif Üye Görüntülüyor 1 (0 Üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları

Mesaj Gönderim Kuralları
Yeni başlık açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Eklenti yükleyemezsiniz
İletilerinizi düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Forum Atla


Saat ayarı GMT +2. Şu anda saat 07:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc.