Önce karşılaşmaya iyi başlayan bir takım gördük sahada.
Ta ki dakikalar 13’ü gösterene kadar…
Ruslan’ın tecrübesi ve klasıyla örtüşmeyecek şekilde istemeden yaptığı hata, bırakın maçın kaybedilmesini, camiada kaosa sebep oldu.
Fatih Hoca, duygusal bir tutum sergileyerek istifa etti.
Bu istifanın kesinlikle doğru bir karar olmadığını düşünüyorum.
Kafanızın arkasında başka düşünceler yoksa ve süreci doğru okuyamıyorsanız yanlışların sonu gelmez.
İkinci yanlış; Trabzonspor yönetiminin gece 02.42’de yaptığı yazılı açıklamayla bu istifayı kabul etmemesi oldu.
Sonuç: İki yanlış bir doğru etmiyor.
Toprakla azıcık iştigaliniz varsa bilirsiniz. Kazdığınız çukurdan çıkan toprakla o çukuru tekrar dolduramazsınız.
Benim bakış açım şu:
Fatih Tekke’ye, 18 ay boyunca verdiği büyük mücadele için teşekkür edilerek helalleşilmeliydi.
Ama gelin görün ki bunca gürültünün ardından Fatih Hoca bu akşam takımının başında antrenmana çıkacak. Kafalarının arkasında başka bir ayrıntı yoksa yönetimin aklı başında değil.
Çünkü bu ikna çabası, bütün sorumluluğu yönetimin omuzlarına yüklüyor.
Çalıştığınız insana sahip çıkmak elbette bir erdemdir.
Şayet yönetimin aklında birazcık zaman kazanıp Abdullah Avcı düşüncesini sahaya yansıtmak gibi bir plan varsa, şimdiden testiyi kırmadan uyaralım:
Aynı suyla değil iki kez, siz üçüncü kez banyo yapacaksınız.
Gelelim sadede…
Camiamızın büyük transferlerle büyüyemeyeceğini, kendi değerlerini koruyarak büyüyeceğini düşünen ve bu konuda oldukça ısrarcı olan biriyim.
Ancak gelinen noktada, kulübümüzün geleceği adına hayatımda ilk ve son kez bu ilkesel duruşumdan taviz vermek durumundayım.
Madem; yaşları olgunluk seviyesinde olsa da dünya yıldızlarını bir araya getiren bir takım kurduk:
Salah, Savić, Fábio, Ruslan, Onana ve her şeye rağmen Onuachu.
Bu takımı yönetmek herkesin harcı değil.
Fatih Hoca da bunun farkına vardığından, içindeki TS sevgisine yenik düşerek istifa etti.
Bu istifa bir kaçış değil, kişinin kendi sınırlarını bilmesidir.
Erdemli bir davranış biçimidir.
Geri dönüşü açıklaması ise kendisi için değil; dostlarına, yönetime ve renklerine duyduğu sadakattendir.
Ancak profesyonel yaşamda böyle bir davranış biçimi yoktur.
Yanlış yapılmıştır.
Karşılaşma sonunda duygusallıkla istifa eden Fatih Tekke yanlış yapmıştır.
Gece 02.42’de istifayı kabul etmiyorum diyen yönetim kurulu da yanlış yapmıştır.
Bugün takımın başında idmana çıkacak olan Fatih Hoca ise ikinci yanlışını, Trabzonspor’a duyduğu aidiyet nedeniyle yapmıştır.
Bu dikişin tutmayacağı kesindir.
Yönetimin yapması gereken tek bir hamle var:
Madem üst düzey bir takım kurduk, devamında teknik adamının da elit seviyede olması gerekiyor.
Şu an için en büyük sorunumuz, bu yıldızları doğru bir sistem içerisinde yönetebilecek teknik adam eksikliğidir.
Bunca yıldız transferini yerli ya da sıradan bir yabancı hocayla geçiştiremezsiniz.
Elit seviyede, taktik disiplini yüksek ve kriz anlarında sakin kalabilen bir teknik adam transferi, ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur.
Salahlara, Savićlere, Onanalara, Ruslanlara kendini ispat etmiş teknik adamlar şart.
Ernesto Valverde gibi.
Xabi Alonso gibi.
Marcelino García Toral gibi.
Üstelik hiçbiri şu anda çalışmıyor.
Keşke Edin Terzić İspanya’ya, Bilbao’ya gitmeseydi.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.