Trabzonspor, Trabzon karakteri ve ruhuna uygun bir futbolu benimsemeli!
Nasıl? Agresif, takım halinde kompakt bir savunma. Sadece ofansif ve bireysel yetenekleri üst düzey olan oyunculara bağımlı kalırsak, bizi erken çözer rakipler.
Bunu yapabilmek için ise takımın fiziksel kapasitesinin yukarı taşınması lazım. Oyunun belli olursa kadro içerisindeki oyuncu seçimi kolaylaşır. Tabii ki formayı hak edene verirsen.
Takım olarak savunma hattını doğru kurmalıyız. Salah, Muçi, Saviolo, Aral, Onuachu gibi yıldızların defansif anlamda katkıları neredeyse yok.
Bu oyuncular, özellikle Salah ve Onuachu gibi yaşı ilerlemiş oyuncular, top rakipteyken pres yapmasalar dahi hemen taktiksel şemada konuşlanmalıdır.
Bu yapılmadığı için savruk bir görüntü çiziyoruz ve bunun da etkisiyle dirençsiz orta saha merkezimiz rahat geçiliyor. Devamında defans hattı birebir yakalanabiliyor.
Ne yapılmalı?
Alanlar doğru kapatılmalı, destek oyuncular topun olduğu bölgeye yanaşmalı. Bu arada, yediğimiz gollerin önemli kısmı ceza sahası içinde gereksiz penaltıya sebep olan hatalardan kaynaklı.
Çözüm nedir?
Defans çizgisini daha ileri taşıyamıyorsak, rakip kalemize yaklaştıkça daha sakin ve kontrollü müdahaleler yapılmalı.
Ofansif oyunda ise anlamsız bir baskı var takımın üzerinde; bu da sabırsız, aceleci ve plansız atak denemelerine neden oluyor. Akabinde rakibin geçişleri kolaylaşıyor.
Hemen hemen her bölgede, özellikle çıkışlarda, akılalmaz pas hataları rakibin kalemize tehlikeli kontrataklarla gelmesini kolaylaştırıyor.
Halbuki Trabzonspor’un kadrosuna bakınca ayağa veya takım arkadaşının koşu yoluna temiz, garanti, hızlı, kaliteli pas atarak oyuna yön verecek kapasitede oyuncular çokça mevcut.
Salah gibi bir dünya yıldızı Trabzonspor formasıyla sahada; onun derinlemesine koşuları ayrı bir silah, ancak bunu kullanmakta eksiğiz.
Onuachu ile devam edeceksek, pivot santrfor özelliklerinden faydalanılması gerektiğini düşünüyorum. Merkez orta saha oyuncularının arasına gelip top almasını beklemek yerine hava topları ile besleyip kanattan içeri, “half-space” diye tabir edilen alanlara topun aktarılmasını sağlamak ve kanattaki oyuncuları değerlendirmek daha doğru olur.
Böylelikle kanatta ters ayaklı oyuncular daha rahat şut pozisyonu yakalar. Ayrıca içeri kat eden oyuncu kanatta alan yaratmış olur; bekler bindirince opsiyon çoğalır, rakip oyuncuyu karar vermeye zorlarsın.
Bunlar ve benzeri setlerle organize olursak ceza sahası çevresinde aksiyonlarımız etkili olur.
Trabzonspor büyük bir takım, oyunu da büyük olmalı. Bizim oyunumuz kolay çözülüyor, yardımlaşmada eksikler var; hücumcu görünen ancak sahaya bunu pek yansıtamayan bekler var.
Hücumda beklerin katkısı eksik olduğu kadar, savunmada da yalnız kalıyorlar. Rakip merkezi kapatınca tamamen tıkanan bir görüntü çiziyoruz.
Daha kötüsü buna reaksiyon göstermiyoruz. A, B, C, D, E… planlarımız olmalı.
Daha dinamik bir oyun oynamalıyız. Özellikle ligde kapanan rakiplere karşı çeşitli alternatifler üretebilmeliyiz. Yani taktiksel esneklik kaçınılmaz.
Takımın gözle görülen fiziksel ve mental eksikliği de bir an önce giderilmeli; zira bunların şu anki durumun oluşumunda muazzam etkisi olduğuna inanıyorum.
Bu sebepten ötürü mücadele gücümüz yok denecek seviyede. Kötü gidişat hemen kabulleniliyor, erken dağılıyoruz veya “yıldızlarımızla bir şekilde çözeriz” havası mevcut.
Takım boyu savunma anlamında fazla uzun, dönen toplar hep rakipte, top kaybında direkt pres yapan oyuncu yok. Ayrıca merkez oyuncularımızın çoğu rakibe nazaran yavaş kalıyor.
Kadro kalitesi yüksek, tartışmasız. Ama günümüz futbolu koşmadan, mücadele etmeden, doğru ve kendine uygun taktiksel disipline sadık kalmayana maç kazandırmıyor. İsimlere bakmadan; formayı hak edene, koşana, fit olana vermekten kaçınılmamalı.
Son olarak sevdiğim ve paylaşmaktan bıkmadığım bir Johan Cruyff sözü eklemek istiyorum: “Futbol basit bir oyundur, zor olan ise oyunu basit oynamaktır!”
Kapanış ise Şenol Güneş hocamın anlamlı sözleriyle olsun: “Önemli olan yağmur yağdığı zaman şikâyetçi olmak yerine, yağmur yağdığını bilmek, ama gerekirse de söylemek lazım.”
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.