Maç öncesi yazımızın son bölümünde iki ana konuya değinmiştik: İlki, kimsenin Besnik Hasi’nin çalıştırdığı takımı günlük formuyla değerlendirmemesi gerektiğiydi.
Oyun aklı güçlü olan ve bu aklı sahaya yansıtmak için her türlü varyasyonu deneyen bir hocanın takımıyla oynayacağımızı belirtmiştim. Diğer konuda ise bizim takımdan hiç bahsetmemiştim; zira son yaşananlardan sonra ben de takımı çok merak ediyordum. Söylediğim gibi de oldu; Besnik Hasi takımıyla birlikte oyunu yaşadı, yapmak istediklerini sahaya çok iyi yansıtarak hanesine 3 puanı yazdırdı.
İlk yarıda, gole kadar yine çok iyi oynamasak da kaliteli ve tecrübeli ayaklarımızı devreye sokarak, pozisyon aklının güçlü olduğu bir anda golü erken bulduk. Ancak gol sonrası oyunu orta alanda neden kontrol edemediğimizi hâlâ anlayabilmiş değilim. Melih ve Fabinho’nun yan yana ilk kez oynamalarını gerekçe göstermek istemiyorum; zira bu seviyedeki oyuncuların futbol dilinin aynı olması gerekmez mi?
Her yazımızda oyun boyunun uzunluğundan bahsettik. Bunu anlamak hiç mümkün değil; neden bu kadar geniş alanda oynuyoruz?
Kadronuzda Salah, Savic, Fabinho, Muçi ve Aral gibi oyuncular varken oyun sistemini onların tarzına uygun kuramazsanız, verim de sonuç da almanız mümkün değildir. Alamazsınız ve alamayacaksınız da.
Kimse kusura bakmasın ama Fatih hocanın saha kenarındaki duruşu, saha içindeki oyuncuyla sinerji yakalama adına olumlu bir görüntü vermiyor.
Salah’ın hızlı ve çabuk oyununa karşılık vermek için Muçi’nin neyi beklediğini anlamakta da zorluk çekiyorum. Erken bulduğumuz golden sonra ritmimizi ve tempomuzu kaybedip oyunu rakibe teslim etmenin gerekçesi bende yok; bunu açıklama zorunluluğu Fatih hocadadır. Ondan iyi kim bilecek?
"Azıcık sabır, ikinci 45 dakikada beklediğimizi bulacağız" dedik ama kendimize hayal satarak sadece kendimizi kandırmışız. Bizim gördüğümüzü teknik heyet de görmüştür diye düşündük; uzun toplarla Onuachu’nun üzerine oynamakla bu işin yürümeyeceğini anlarlar dedik.
Bu seviyedeki bir oyuncu, bir tane bile mi hava topu kazanamaz? Eğer bu plan tutmuyorsa, planları değiştirmek gerekir. Planların değişmesi de işe yaramıyorsa, o zaman değişecek olan şey zaten bellidir.
Bu akşam değişmemesi gereken tek şey, Fabinho - Ozan değişikliğiydi. Bu hamle oyunun yerleşimini tamamen bozdu. Futbolun altın kuralıdır: Oyuna giren oyuncu, çıkandan daha fazla performans ortaya koymak zorundadır. Koskoca Trabzonspor takımı topu öne neden taşıyamaz? Rakip ceza sahasının önünde topu neden tutamaz?
%60 oranında topa sahip olmanın, baskı kurmak anlamına gelmediğini ne zaman anlayacağız? %60'la oynayıp hücumda da savunmada da bu kadar hazırlıksız ve etkisiz nasıl kalınabilir? Oyunun genelinde Salah’ın verimini artıracak pozisyon organizasyonlarını neden kuramadık?
Hocam, umarım bu soruların cevabı sizde vardır. Aksi takdirde gelecek hafta da durum yine değişmeyecektir.
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.