2026-2027 Süper Lig sezonunun ikinci karşılaşmasını bu akşam saat 19.00’da Akyazı’da Başakşehir’le oynuyoruz.
Başakşehir, hem kurumsal anlamda hem de 68x105 metrelik sahada tam bir “sistem” takımı.
İşte tam da burada Başakşehir’le aramızdaki fark çok net ortaya çıkıyor.
Her şeyden önce kurumsal anlamda teknik direktör istikrarı konusunda son derece titizler. 2014’ten bu yana 6 teknik adamla çalışmalarına karşılık bizim 15 teknik direktörle çalışmış olmamız, bizi ister istemez bir “kaos kulübü” görüntüsüne sokuyor.
Başakşehir’in dünyayla entegrasyonunda önemli rol oynayan futbol aklı ise City Football Group ile kurduğu stratejik iş birliği. Bizim altyapı konusunda danışmanlık ve gelişim firması Double Pass ile yaptığımız anlaşma gibi...
Onlar istikrarlı bir şekilde kurumsal anlamda büyürken, bizde ise sistemi getirmemizle bitirmemiz neredeyse aynı anda gerçekleşiyor.
Gelelim teknik adamlara.
Bu tür yazıların değişmeyen özelliğidir teknik adamların karşılaştırılması.
Tekke ve Şahin, taktiksel planlamalarıyla öne çıkan; temelde benzer, ancak ayrıntılarda oyuna farklı felsefelerle bakan ve farklı yorumlar getiren iki teknik adam.
Her iki teknik adam da sahaya Pep Guardiola anlayışına yakın bir organizasyonla yayılsa da Nuri Şahin, Alman ekolünden gelen etkinin de katkısıyla daha katı kuralları olan, pozisyon disiplininin daha belirgin olduğu bir oyun tercih ediyor.
Fatih hocamız ise bu konuda daha esnek bir anlayışa sahip. Oyunun belirli bölümlerinde doğaçlamaya izin vererek oyuncuların bireysel yeteneklerini kullanmasını isteyen ve seyircinin desteğini de bu yaratıcı oyun üzerinden alma arzusunda olan bir teknik adam olarak duruyor karşımızda.
Ancak bu konuda istediğini ne kadar sahaya yansıtabiliyor, orası biraz karışık.
Maç sonu açıklamalarında kullandığı “Hissime göre daha iyi olacağız” söylemi de bir ölçüde bahsettiğim durumla ilgili.
Bana göre dikine ve yaratıcı oyun şekliyle, bahsettiğim kısmi doğaçlama sahaya daha fazla yansıdığında üstün taraf Fatih hoca olur.
Daha opsiyonel oyun tarzı, Fatih hocanın yetiştiği futbol ikliminden kaynaklanan cesur bir oyun anlayışının da sonucu.
Bahsettiğim oyun tarzının daha sık sahaya yansımamasının ana nedenlerinden biri ise hocanın oyuncu tercihleri.
Çoğu zaman oyuna doğru bir on birle başlayamıyor.
Başladığında da oyuncu değişiklikleri konusunda zaman zaman sınıfta kalıyor.
Hocamızın asıl kendini geliştirmesi gereken alanın burası olduğunu düşünüyorum.
Bugün her iki takım adına da sahaya nasıl bir oyun yansıyacak?
Bana göre hem taktiksel hem de saha içi mücadele anlamında kora kor bir maç olacak.
Nuri hoca oyuna her zamanki stratejisiyle, geriden oyun kurarak çıkmaya çalıştığında; Fatih hocanın da her zamanki gibi rakibi üçüncü bölgede sahaya hapsetme arzusu gerçekleşirse seyir zevki üst düzey bir karşılaşma bizi bekliyor.
Trabzonspor bu durumda Muçi, Salah ve Onuachu üzerinden Başakşehir’in bütün planlarını altüst edebilir.
Özellikle erken bir gol bulursak değmeyin keyfimize diyeceğim ama bunu şimdiden söylemek istemiyorum.
Zira, bizim açımızdan çok önemli bir hata var, topu rakibe verip bekleme pozisyonuna geçmek bizim için hiç sağlıklı ve doğru bir düşünce değil.
Nedense geçen sezonlarda bunu sıkça yaşadık.
Bugün ise ana kural “Saldır Trabzon’um, gol gol” tezahüratına uygun olmalı.
Ancak bunun karşılığı kontrolsüz bir hücum da olmamalı.
Önde baskı yaptığımızda top kaybının ardından rakibin hızlı geçişlerine izin vermemek, Başakşehir’in geriden oyun kurma planını bozmak kadar önemli.
Bugün sağda Muçi’yi, 10 numara pozisyonunda Salah’ı, solda ise Aral’ı bekliyorum.
Muçi’nin oyun aklı ve ayak bilekleriyle rakip takımın en formda oyuncularından biri olan Christopher Operi’nin hızını ve sertliğini kırması gerekiyor.
Ancak burada sadece Operi’yi durdurmak yetmez. Operi ileri çıktığında arkasında bırakacağı alana da Muçi’nin bire birlerde yaratacağı tehdit kadar, yapacağı koşular da Başakşehir savunmasının dengesini bozabilir.
Salah’ın forvet arkasında kalıp Onuachu’nun kendisine hem duvar hem de set olmasıyla rakip savunmanın dengesinin bozulacağını düşünüyorum.
Salah’ın bu bölgede oynaması, daha dingin kalmasını ve çabukluk özelliklerini sahaya daha fazla yansıtmasını kolaylaştıracaktır.
Burada önemli olan Salah’ın geriye gelip oyunun kuruluşunda kaybolmaması. Onuachu stoperleri üzerine çekerken Salah’ın ikinci bölgede topla buluşup yüzünü kaleye dönmesi, Trabzonspor’un hücumdaki en önemli silahlarından biri olabilir.
Muçi ve Aral’ın da iç koridorlardan Onuachu’ya yaklaşması, böylece santrforumuzu yalnız bırakmamamız gerekiyor.
Kalede zaman zaman sınırları zorlayan özgüveniyle Onana, Savić’in takım üzerindeki etkisi ve güçlü liderliği, Melih’in kendini kabul ettirme ve “bu takımda ben de varım” arzusu, Salah’ın ise forvet arkasındaki yaratıcı oyunuyla galip geleceğimizi düşünmekle sorunumuzun, Başakşehir’in sistemine karşı biz kendi özgür ve yaratıcı oyunumuzu sahaya ne kadar yansıtacağız?
Kilit nokta, galip gelmek için onlardan daha fazla “sistem takımı” olmamız değil kendimiz gibi olmamız gerekiyor.
Erken gol bulduğumuzda ise en büyük hatamız geriye yaslanmak olur.
Frenvaros’un bize yaptığı gibi topu onlara verip oyunun sahibi biz olabilirsek onların istediği oyunu oynamamak anlamına gelebilir.
Bizim oyunumuzun karşılığı; önde baskı, top kaybından sonra karşı pres ve hızlı hücum olmalı.
Bunları doğru yaptığımız takdirde Akyazı atmosferinin de etkisiyle Başakşehir’in sistemini bozabileceğimize inanıyorum.
Ben bugün hem taktik hem mücadele hem de atmosfer açısından çok keyifli bir maç bekliyorum.
Ne dersiniz?
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.