Canlı, istekli ve iştahlı bir Trabzonspor gördük Gençlerbirliği maçında.
Ofansif anlamda prangalardan kurtulmuş, özgüveni yüksek, ne yaptığını bilen bir takım görüntüsü verdi Trabzonspor’umuz. Defansif anlamda ise futbol şansı bizden yanaydı. Futbol şansı demişken; bu öyle bedavadan olan bir şans değil, hak edilmiş bir şanstı. Futbol enteresan bir oyun; genelde ne ekersen onu biçtiğin bir oyun! Dün de öyle oldu, daha önce de böyleydi.
Şimdi doğal olarak, “Madem oluyordu, daha önce neden olmadı?” diyenleri duyar gibiyim. Burada ne Fatih Hoca’yı yerin dibine sokmak ne de Hüseyin Hoca’yı göklere çıkarmak doğrudur. Zaten ikisini kıyaslamak iki hocaya da saygısızlık olur.
Hüseyin Hoca maç sonunda Fatih Hoca’ya teşekkürlerini sunarak hem hakkını teslim etti hem de güzel bir jestte bulundu. Dediği gibi, elinde sihirli bir değnek yok. Bazen sadece farklı bir yönetim tarzı bile değişim için yeterli olabilir.
Futbolun doğasında var: X bir hoca A takımında başarılı olabilirken, aynı yöntemleri B takımında uygulayarak başarısız olabilir. Y bir hoca da kendi yöntemleri ve oyun anlayışı ile A takımında başarısız, B takımında başarılı olabilir. Bu durum bir teknik adamın kalitesini tek başına belirlemez. Bu aslında çok derin ve detaylı bir mevzu.
Dünkü maça dönersek; Trabzonspor’un yıldızları efektif bir oyun sergileyince ortaya 5-0’lık net bir skor çıktı. Rakibin önceki üç maçta yalnızca bir gol yediğini göz önünde bulundurursak, bu galibiyetin değeri daha da artıyor. Hücum hattının uyumu ve akışkan oyunu, rakip savunmanın dengesini tamamen sarstı. Kanat beklerin katkısı da çok iyiydi.
Maç sonrası ise misafir takımın hocası, hemşehrimiz Metin Diyadin’in mağlubiyetin aslan payını hakeme vermesine üzüldüm. Penaltımız bile VAR’ın müdahalesi ile verildi ki, maçta bir penaltımız da es geçildi.
Ayrıca Gençlerbirliği de kalemize tehlikeli geldi. Takımın yerleşim hataları, savunmanın henüz tam oturmadığını gösterdi. İlerleyen haftalarda; kanatların yardımlaşması, takım boyunun kısalması, rakibin şut açısının kapatılması ve orta saha geçişlerine izin verilmemesi gibi konularda takımın toparlanacağını düşünüyorum.
Dün bunun sinyallerini, hatasız oynamaya çalışan savunmanın yüksek konsantrasyonunda gördük. Savic kaleye giden topu bu konsantrasyon sayesinde çizgiden kafayla uzaklaştırabildi. Daha önce bahsettiğim futbol şansını da Tiago’nun şutunun kale direğinin içinden oyun alanına dönmesiyle örneklendirebiliriz.
İlerleyen haftalarda, özellikle de milli aradan sonra fiziksel anlamda daha diri bir Trabzonspor görebilirsek çok daha iyi bir görüntü çizecektir. Aksi takdirde bu tarz savunma sıkıntıları güçlü rakipler tarafından cezalandırılabilir. Milli araya kadar asgari puan kaybı ile girmemiz bu yüzden elzemdir.
Dün erken gelen goller oyuna girmemizi kolaylaştırdı tabii ki; ancak takımın coşkusunda kenar yönetiminin payı bence çok büyük. Maç boyunca aktif olan Hüseyin Hoca’nın işi sıkı tutması önemliydi. Hem hücumda hem de savunmada oyunun içerisinde oldu.
Dünkü maçtan sonra kulislerde dönen “Yeni hoca kim olacak?” sohbetine bir de “acaba” eklendi! Yönetimin kararını merakla bekliyoruz; çıkacak sonuca saygı duyup destekleyeceğiz.
Ancak şahsi fikrim; iyi bir teknik ekip ile Hüseyin Hoca bu işin üstesinden rahatça gelir. Hiç maceraya gerek yok! Bunun sinyallerini daha önceki döneminde de vermişti; dün bunu maç öncesinde, sırasında ve sonrasında tekrar sergiledi. Oraya yakıştı. En az taktik, teknik ve oyun planı kadar değerli olan bir şey varsa, o da futbolcu grubunun kalbine dokunabilmektir; Hüseyin Hoca’nın dün bunu yapabildiği net şekilde görüldü.
Ayrıca kendisinin daha önce Mustafa Reşit Akçay, Ünal Karaman ve Şenol Güneş’in yardımcılığını yapmış olmasını önemli bir artı olarak görüyorum.
2019/20 sezonundaki lig ve kupa yarışını hatırlayalım. Sezonun ikinci yarısında, Ünal Hoca’nın ayrılığı sonrası takım ona emanet edilmişti. Ligde hakem hatalarıyla elinden alınan şampiyonluğu ve kupada takımı finale taşıdıktan sonra, finalde takımın başında olmaması nedeniyle o apoleti takamamış olmasını unutmayalım.
O dönemki kadro ile şimdiki kadroya bakınca tekrar vurgulamak istiyorum: İyi bir teknik ekip ile Hüseyin Hoca bu işin üstesinden rahat gelir. Hiç maceraya gerek yok!
Yorumlar
İlk yorumu sen yaz.